» Anasayfa / » İsrail’in En Önemli İhraç Maddesi Terördür

İsrail’in En Önemli İhraç Maddesi Terördür

BÖLGE ÜLKELERİNİN ÖNÜNDE İKİ YOL VAR

- Suriye krizinde 6 yıl geride kaldı. Bir milyona yakın insan hayatını kaybetti. Bölge artık açık bir şekilde Amerika ve Rusya'nın tekeline mi teslim ediliyor? Suriye özelinde bölgemizi nasıl bir gelecek bekliyor?

Sizin de belirttiğiniz gibi Suriye krizi 6.yılını bitirdi. 7. yılına girdi. 600 binden fazla insan yaşamını yitirdi, 10 milyon kadar insan evini terk etti, bunlardan milyonlarcası Suriye dışında sığınmacı pozisyonuna düştü. 3 milyon kadarı ülkemizde misafirimiz. Hem insan kıyımı yaşandı hem de tarihe ve topluma ait bir çok değer yok edildi. Suriye’yi nasıl bir gelecek bekliyor sorusunun cevabı aslında Suriye’de ne yaşandı sorusuyla ilintilidir. Suriye’de olup bitenleri Irak’ta, Afganistan’da, Yemen’de ya da Libya’da yaşanılanlardan bağımsız düşünmemek gerekir. Irkçı emperyalizm tarafından düzmece 11 Eylül saldırılarının ardından Büyük Ortadoğu Projesi işletilmeye başlandı. Arap Baharı denilen süreç de bu projenin bir parçası oldu. İsrail’in bölgedeki varlığını pekiştirmek için önce Irak işgal edildi ve fiilen parçalandı, ardından vesayet savaşları ile Suriye aynı duruma düşürüldü. Maalesef birçok grup Suriye’yi Esad yönetiminden kurtarmak adına Suriye’de emperyalizmin taşeronluğun yaptı. Şimdi bölge ülkelerinin önünde iki yol var. Ya Ankara, Bağdat, Şam, Tahran bir masa etrafında oturur, adil bir birliktelik için geleceği konuşurlar ya da emperyalizmin öngördüğü geleceğin yıkıcı etkisiyle karşılaşırlar.

3cb0b6bc-1a7b-4842-adb4-0ec53e34fac6.jpg

BATI ÜLKELERİ SÖMÜRÜ SİSTEMİNİ TEMİNAT ALTINA ALIYOR

-Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinde son dönemde bir gerilme basına yansıtılıyor. Hem bu durumu hem de Batı'da İslam karşıtı ırkçı hareketlerin yükselişini nasıl yorumluyorsunuz?

Özellikle Hollanda ve Almanya’nın tutumu hepimiz için incitici oldu. Ancak ekranlarda olup bitenle gerçekte olup biten arasında fark olması da incitici.  Yaşanılan krizlerden sonra yetkililerin “Avrupa Birliği’nden vazgeçmemiz mümkün değildir” demesinin kabul edilebilir bir yanı yoktur. Aynı şekilde D-8 dönemsel başkanlığının rölantiye alınması, üyelik aidatının dahi ödenmemiş olması üzücü. Biz, en başından beri Avrupa Birliği Üyelik sürecine karşıyız. Ancak bu Avrupa ülkeleri ile her türlü ilişkiyi keselim demek değildir. Orada yaşayan yaklaşık 5 milyon Türkiyeli var. Balkanlar ve Rusya’nın Avrupa’da kalan toprakları dahil Avrupa’da yaklaşık 50 milyon kadar Müslüman var. Bizim adım atarken oradaki kardeşlerimizin de geleceğini düşünmemiz lazım. Ancak teslimiyetçi politikalarla onurlu diplomasiyi birbirine karıştırmamak gerekir. Avrupa Birliği’nin küresel reflekslerini ABD ve İsrail’den tamamen bağımsız düşünmemiz de mümkün değil. Batılı ülkelerin kendi halklarını İslam’a ve Müslümanlara karşı teyakkuz halinde tutması işlettikleri küresel sömürü sisteminin teminatı olan bir stratejidir. Zaman zaman bunun dozunu artırıyorlar. Buradaki asıl mesele Batı’nın İslam karşıtlığından ziyade İslam üleklerinin kendilerini Batı’ya mecbur görmeleridir.   

İSRAİL’İN EN ÖNEMLİ İHRAÇ MADDESİ TERÖRDÜR

- Filistin, İslam dünyasının sessizliğinden adeta Siyonistlere terkedildi. İşgal birim inşası, Müslümanların cadı avıyla katledilmeleri ve kutsal beldemiz Kudüs'te ezanın yasaklanması. Mescid-i Aksa'yı bekleyen tehlike nedir, İslam dünyasının karşı hamleleri neler olmalıdır?

Siyonizm başlıca iki sapkın düşüncen üzerine bina edilmiştir; birincisi üstün ırk anlayışı, ikincisi vaat edilmiş topraklar inancı. İsrail, bu sapkın düşüncelerin ürünüdür. İsrail’in en önemli ihraç maddesi terördür. İsrail’in sınırları belli değildir. Hem Türkiye’nin, İran’ın, Mısır’ın, Irak’ın, Suriye’in, Lübnan’ın, Ürdün’ün, Suudi Arabistan’nın, Kuveyt’in toprakları Siyonizm’in vaat edilmiş torak inancının kapsamındadır hem de Mescid-i Aksa’yı yıkıp yerine sözde Süleyman Mabedi’ni yapmak Siyonizm’in  hedefidir. İslam Ülkelerinin bir çoğunda yönetimler İsrail’in böyle bir planı yokmuş gibi yapmakta ve İsrail ile ikili ilişkileri geliştirmeye çalıştırmaktadır. İsrail ile normalleşmek ya da ilişki geliştirmek bölge ülkelerinin handikabıdır. Stockholm  Sendromu tam da budur. Celladına aşık olmak.  İsrail’in ezan yasağı, Mescid-İ Aksa’ya silahlarla girmesi, Gazze’de ya da Batı Şeria’da katliam yapması Siyonist doğasının gereğidir. Şimdi, İsrail’in sonradan işgal ettiği topraklardan önceden işgal ettiği topraklara çekilmesini istemek de İsrail’in varlığını tanımaktır. İslam ülkelerinin yapması gereken İslam coğrafyasından Siyonizm’i tasfiye etmektir.

 10f2ec9c-c2da-43fe-9965-f46ea22e9913.jpg

EMPERYALİSTLER KENDİNDEN OLMAYANI AÇLIĞA MAHKUM EDİYOR

- Somali ve Sudan başta olmak üzere Afrika açlık ve kıtlığa terk edilmiş durumda. Batı bu ülkeleri sömürmeye devam ederken İslam ülkelerinin üzerine düşen mesuliyet nedir?

Açlık, yoksulluk, yoksunluk sadece Somali ve Sudan’ın problemi değil, küresel ölçekte bir sorun. Bu coğrafyadan ya da iklim koşullarından da kaynaklanmıyor. Küresel egemenlerin izleği bir strateji. Enerji kaynaklarını, enerji nakil yollarını, okyanus ticaretini, tohum ve gıda sektörünü, tatlı su kaynaklarını, bankacılık ve finans sektörünü, kitle iletişim organlarını, nükleer enerjiyi ve uzay teknolojisini ellerinde tutan çevreler kendilerinden olmayan halkları açlık, yoksulluk ve yoksunluğa mahkum ederek istedikleri kıvama getirmenin peşindeler. Ayrıca verimli toprakları insandan arındırıp o bölgeleri de kendileri için hazırlamanın peşindeler. İslam ülkelerin her birinin tek tek bu problemle baş etmesi mümkün gözükmüyor, küresel tehdide karşı çıkış yolu birliktelikten geçmektedir. D-8 mutlaka aktif hale getirilmelidir. D-60 ve D-160’a gidecek süreç işletilmelidir.

192a8ac0-2dec-48c4-a44b-6c3b5086a8a3.jpg

KUKLAYI DEĞİL KUKLACIYI HEDEF ALMAK GEREKİR

- Muslim Port Haber Portalı özelinde İslami bir basın yayın organının dış politika vizyonu nasıl olmalıdır?

Öncelikle Müslim Port’a gayretlerinden ötürü teşekkür ederim. Kuran’da Nebe Suresi var. Nebe haber demek, nebi de haberci. Müslümanların her daim hakikatin haberini insanlara ulaştırmaları ve haktan yana olmaları en önemli görevleridir. Diğer taraftan İslam coğrafyası irili ufaklı ulus-kavim devletler halinde. Bir parçalanmışlık var. Müslüman basının gayreti bu parçalanmışlığı artırmak olmamalı. Mezhepçlik ve ırkçılığın kimseye faydası olmayacaktır. İslam ülkeleri aleyhinde yapılan haberlerin de kimseye faydası olmayacaktır. Kişilerin ve toplumların kutsallarına ya da diğer verdiklerine hakaret etmenin de birlikteliğe değil ayrılığa sebep olacağı açıktır. Kuklayı değil kuklacıyı hedef almak gerekir. Büyük fotoğraf deniliyor, büyük fotoğraf hak-batıl savaşıdır. Müslüman olsun ya da olmasın tüm zayıf bırakılmışların, ezilenlerin, mazlumların yanında yer almak Müslümanlığımızın gereğidir.

Haber Link : 
https://goo.gl/XkKTFs

 

» Son İçerikler

Etkinlik
Takvimi

Dosya
Arşivi

Bültenler

Üye Olmak
İstiyorum

Online
Bağış